İlk duyduğumda tüylerin diken diken olmuştu.
Her yönüyle tesirli ve müthiş etkileyici idi.
Adeta at kişnemelerini, kılıç şakırtılarını duyuyor, Allah Allah nidalarıyla ecdadımın zaferlerini yaşıyordum.
Ecdadımla gurur duymuş, Milletimle yeniden yeniden iftihar etmişim.
Sanırım ilk, Refah Partili Belediyelerde başlamıştı mehteran takımı kurmak...
Sonra sökün etti.
Zira mübarek Türk topraklarında, ilk duyduğunda Mozart'ı "İşte müzik bu" diye ayağa fırlatan, dünyanın en eşsiz Askeri Müziği, doğduğu topraklarda ahraz olmuş, sessizliğe mahkûm edilmişti...
Bulup çıkarandan, vesile olandan ve başlatandan Allah binlerce razı olsun.
Sonra kasetleri, kayıtları, repertuarı çıktı ortaya.
Halk yeniden bağrına bastı, gözyaşlarıyla ıslatarak...
Ve onlarca yıl sonra, aslına rücu etti mehter ve mehteran...
Zevk ve şevkle dinlediğim ve üstüne askeri müzik tanımadığım mehteranı, ben de her Türk gibi sevdim, dinledim ve buram buram çektim içime...
Mehterin; kendine has onlarca özelliği olduğunu biliyorduk elbet.
Ancak ne yalan söyleyeyim; gen, kan ve karakter tahliline yaradığı hiç aklıma gelmezdi...
Ecdat bir sır gibi, bir şifre gibi saklamış içine oysa.
Dinleyicileri arasında; Bu millete, değerlerine, diline, dinine, tarihine, bayrağına, mukaddesatına, istiklal ve istikbaline... zerre kadar aidiyeti olmayan kim varsa, hemen oracıkta "Ters çevirip", rezillerin tersini çıkarıyormuş meğerse...
Ey mehter ve mehteran sana muhabbetim bin kat daha arttı.
Ve ey mümtaz ve Mübarek Ecdadım;
Sizlerle yeniden yeniden iftihar ediyorum...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.