Korona salgını zamanında, bir programda denk gelmiştim.
Maraşlı Orhan dede, 10 yıl önce kaybettiği karısının 5 km. uzaktaki mezarını her gün ziyaret ediyor.
Onunla sohbet edip, dualar okuyor…
Yaşı 83.
Bir ayağı aksıyor ama ayağını çeke çeke de olsa ziyaretini aksatmıyor…
Koronavirüs salgınında, bir süre gidemediği için ilk işi, mezarlığa koşmak olmuş.
“Kusura bakma hanım yasaktı gelemedim. Seni çok özledim, beni affet" diye gözyaşı dökmüş.
50 yıl boyunca birbirlerini incitmediklerini söyleyen Orhan dede;
"Diyarbakır'a pamuk sulamaya giderdim. Bir gün hafif bir rüzgar esti. Hanımın kokusunu hissettim ve olduğum yere düşmüşüm. Meğerse aynısı o sırada hanıma da olmuş" diyor.
Öldü ise binlerce rahmet ola. Kendine ve ölümün bile ayıramadığı sevdalısına.
Böylesine yüksek, böylesine bedii bir sevgi, Dünyada ancak bu topraklarda ve ancak Anadolu insanında olur.
Bu coğrafyada, böyle daha nice numuneyi imtisaller var, birbirinden güzel…
İnsanımızın bu yüksek ruhunu bayraklaştırarak; diriltip özendirmek gerekirken;
Batının hasta ruhlu kadın ve erkeğiyle kendisininkini bir tutup; onlarla birlikte güya ortak çareler arayıp, dayattıkları uluslararası sözleşmelerle, su yerine gaz içirenler:
- Allah size feraset versin.
- Allah gözünüzü, gönlünüzü ve feryatlara sağır kulaklarınızı açsın.
- Allah; iki sevgiliyi birbirine düşürerek; kadını, alçalmada sınırları zorlayan, erkeği de canavarlaştıran felaketi görecek; idrak, izan ve feraset versin.
- Yaptığınız bu kötülük, gafletten ise uyanma şuuru versin.
Yok ihanetten ise...!!!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.