Eskiler;
Nefislerini terbiye ederek yaşar ve bunun için de;
Az konuşur, az yer, az uyurlardı...
Bir de şimdiye kulak verin;
- Keyifler nasıl?
- Eğlenmene bak.
- Maksat eğlenmek.
- Çok eğlendik.
- Ama çok komik.
- Keyfimin kâhyası mısın?
- Patlayıncaya kadar ye.
- Yoruluncaya kadar konuş.
- Dilediğince uyu...
İki Ahlak ve terbiye zihniyeti arasında, en az bir Dünya var.
Tıpkı; eski İstanbul Beyefendisiyle, şimdiki İstanbullu arasındaki fark gibi.
Birinde nefis, kutsanıp tapılarak şahlandırılır. Diğerinde nefis terbiye edilip dizginlenir.
Birinde nefis yüceltilir, diğerinde aşağılanır.
Birinde nefis her şeyin önündedir, diğerinde aşağıların da aşağısın da...
Bu liste çoğaltılabilir...
Ancak şunu söyleyelim ki;
Bugün şikâyet ettiğimiz ne varsa hepsi, nefsini kutsayan, nefsine tapan ve nefsi terbiye edilmemişlerin eseridir...
Ve
Kendi nefsini kutsayan bir insandan; daha çirkin, daha zararlı ve daha vahşi bir yaratık var mıdır, ben bilmiyorum...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.