Haydar Mermer
TIPTA HASTA MAHREMİYETİ DERSİ YOK!
Tıp Fakültelerimizde; hasta mahremiyeti dersi yok.
Hasta maneviyatı ve moral dersi de yok.
Hasta ve yakınlarına karşı empati, sempati, uygun dil, davranış ve adabı muaşeret dersi var mı? Onlar zaten yok.
Bunlar yok, zira tıp eğitiminde bizden bir şey yok.
Lokman hekim yok, İbni Sina yok, Tıbbi Nebevi yok...
Haliyle; onların ruhu yok, onların zarafeti yok, onların samimiyeti yok…
Tüm bunların yerine; duygusuz, ruhsuz ve sevgisiz batının hastayı, bir motor ustası duyarsızlığıyla tedavi eden bir anlayışı var.
Yani, zarafet yok, hassasiyet yok, hürmet yok…
Tedavi dedikleri de; ya cerrahi müdahale ile kesip atmak ya da ilerde bir başka hastalığa yol açacak, dozu ayarlı zehir verip teskin etmek.
Geleneksel tıpta;
- Hastalık bir arıza değil tecellidir.
- Tabiat bir eczanedir.
- Şifa, derdi verenin; kulları arayıp bulsun diye gizlediği, sakladığıdır.
İlim ile bulunur, hürmet ile sunulur.
Hastanın, hem bedeni hem de ruhu tedavi edilir, tımar edilir, şifaya kavuşturulur...
Devasız hastalığı bildirmenin ya da acı haberi vermenin bile bir lisanı, bir usulü ve üslubu vardır.
Onun için de isimleri hekimdir, tabiptir, şifacıdır...
Şimdi doktor deyip geçiyoruz.
Menşei itibariyle; ne doktor hastasına ünsiyet duyuyor, ne de hasta doktora hamiyet.
Başa dönersek;
Hasta mahremiyetinin korunmadığı yerde şifa aramak, ham hayaldir.
Zira, tedavi edilmek adına mahremiyeti yok sayılan, örselenen, ortaya saçılan hastaların kahir ekseriyeti; bedeni ağrılardan kurtulsalar bile, bir ömür geçmeyecek ruhi sancılara düçar olabilmektedir…
Önce İnsan.
Önce ihsan.
Önce ihlas…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.