Ahmet Hasdemir
ALTIN MI, HUZUR MU?
Üç yıl önce iki kilo altın satıp bir ev alan birine bugün şunu söylüyorlar:
“Satmasaydın şimdi iki ev alırdın.”
Matematiksel olarak doğru gibi duruyor, değil mi? Bugünün rakamlarına bakınca insanın içi sızlayabilir. Ancak hayat, sonradan yapılan hesaplarla değil, o günün şartlarında verilen kararlarla yaşanır.
O gün eldeki altın, bugün içine girip huzur bulduğun bir yuvaya dönüşmüşse, ortada sadece bir ticaret değil, bir nasip vardır. Bu işin kazancı da kaybı da sadece rakamlarla, gramlarla ölçülmez.
Altın yükselir, düşer, yine yükselir…
Ama insan ömrü öyle değil; o sadece tükenir.
Bugün lazım olan huzur, yarının fiyat artışını beklemez.
“Biraz daha artsın” diye diye nice insan hayatını erteledi.
Ev almayı erteledi, düzen kurmayı erteledi, rahat etmeyi erteledi…
Sonra bir baktı ki yıllar geçmiş, elinde birikim var ama içinde yorgunluk.
Mal biriktirmek kötü değil. Ama malın esiri olmak kötüdür, insanı yorar. Çünkü mal dediğin şey, kullanılınca nimet; istiflendiğinde ise yük olur.
Bizim inancımızda da mal, sahip olunan değil; emanet olandır. Yerinde ve zamanında değerlendirilirse kıymetlidir. Yoksa sandıkta duran altın, insana ne sıcaklık verir ne güven.
Bir ev almak sadece yatırım değildir.
Bir yuvadır.
Aile için sığınaktır, güvencedir.
Gece başını yastığa koyduğunda içinin rahat etmesidir.
Elbette insan tedbir alacak, geleceğini düşünecek. Ama “ya daha da artarsa” korkusuyla bugünü yaşamaktan vazgeçerse, o korkunun adı tedbir değil, bitmeyen bir kaygı ve huzursuzluktur.
Unutmamalı ki, rızkı veren altın değil, Rezzak olan Allah’tır.
Altın sadece vesiledir.
Asıl zenginlik, insanın içinin rahat olmasıdır.
Kapısını kapattığında “şükür” diyebilmesidir.
Yatırım, hayatı ertelemek için değil; insana verilen ömrü daha izzetli, daha güvenli ve daha huzurlu yaşayabilmek içindir.
Altın biriktirmek tedbirdir; ama huzur, ancak yuvada hayat bulur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.