Şadiye Öztürk
Birey Olmak
TDK’ ye göre birey; “Kendine özgü nitelikleri olan ve bunları yitirmeden bölünemeyen tek varlık” şeklinde tanımlanır. Başka bir deyişle, 18 yaş üstü ergindir yani rüştünü kazanmıştır. Dolayısıyla hukuki faaliyetlerde bulunabileceği ve sözleşmesel yükümlülüklerden sorumlu olduğu anlamına gelir.
Kanunen böyledir peki toplumda ve sosyal hayatta nasıldır? Bizim toplumumuzda ve sosyal hayatımızda bu hiç böyle değildir. Nedense biz ne ergin ne de birey olabiliyoruz!..
18 yaşını geçkin olsa bile gençlerimizi bağımsız bir birey olarak görmek yerine bazen birinin çocuğu, bazen birinin akrabası, bazen birinin adamı olarak tanımlıyoruz ve öyle tanıyoruz.
Bu durum bazen avantaj bazen dezavantaj sağlayabiliyor. Eğer ailende siyasetten dolayı tanınan biri varsa ailenin tümü yıllarca falancanın çocuğu, yeğeni veya bir yakını olarak tanınıyor... Buda bazen onun hayatına olumsuz yansıyabiliyor. Bazen olumlu yansısa bile haksızlıklara adaletsizliklere sebep olabiliyor.
Giyim konuşma konusundada bu böyle toplum içinde bazen bir genci gördüğümüz zaman falancanın çocuğu nasıl giyinmiş nasıl konuşuyor nasıl davranıyor diye yorum yapmaktan çekinmiyoruz. Onun bir birey olduğunu kendi kararlarını artık kendisi verdiğini çoğunlukla unutuyoruz.
Aslında yetiştirirken çocuklarımızı sorumluluklarını, kim olduklarını, adetlerimizi, geleneklerimizi öğreterek yetiştirebilirsek onlar zaten öğrendiklerinin gereğini yapacaktır. Tabi biz temel değerlerimizi öğretiriz ama nasıl yaşayacaklarına nasıl giyineceklerine nasıl konuşacaklarına karar veremeyiz. Zira bu karar her bireyin kendi özelindedir… Gereğinden fazla müdahil olmaya kalkışırsak gençler bizim uyarımızı dinlemedikleri gibi tam tersine değerlerimize düşman olabiliyor, tam aksi şekilde davranabiliyorlar. Artık şartlar ve yaşadığımız toplum eskisi gibi değil, hiçbir zaman bulunduğumuz ortamı eskiyle kıyaslayamayız. Kıyaslamamalıyız da zaten…
Günümüz gençliğine nasıl yaklaşacağımıza çok dikkat etmek lazım. Onlara sen benim çocuğumsun böyle yapamazsın böyle giyinemezsin böyle konuşamazsın demek yerine altarnatif sunup böylesi senin için daha doğru olabilir veya sana bu daha güzel yakışıyor gibi yapıcı şekilde yaklaşmak daha doğru olur diye düşünüyorum.
Eğer biz çocuğumuzu örf adetlerimize uygun yetiştirdik, hakkı adeleti öğrettiysek önce buna güvenmemiz sonra onlardan beklentimize bakmamız lazım. Bu değerlerde yetişmiş bir birey yanlış yapsa bile ilerde özüne dönecektir ve eninde sonunda doğru olanı bulacaktır. Önemli olan çocuğumuzu kendi ayakları üstünde duracak, hakkı adaleti gözetecek sağlam karekterli bireyler olarak yetiştirmek. Böyle yetişen bir çocuk ülkesine milletine ailesine faydalı bir birey olur. Bu değerleri verememişsek beklentimizde ona göre olmalı ve hatayı kendimizde aramalıyız. Zira yaptıklarından sadece kendi değil bizde sorumlu oluruz. Belki onun yaptıklarından değil ama kendi öğretemediklerimizden…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.