ERKEĞİN ADI YOK (5) Ahmet Sarban Efendi …

"Ahmed Sârbân Efendinin çok huysuz ve geçimsiz bir hanımı vardı. Şeyhin talebeleri bu duruma çok üzülüyorlardı...

Ahmed Sârbân Efendi Osmanlı velilerindendir. Tekirdağ’a bağlı Hayrabolu'da doğdu. Küçük yaşta ilim öğrenmeye başladı. Fakat sonra Yeniçeri Ocağında 26. ortayı meydana getiren Deveci ortasına kaydoldu. Çalışkanlığı ve zekâsı sâyesinde Devecibaşılığa kadar yükseldi. Kanunî Sultan Süleyman Han’ın Irakeyn seferine Sârbânbaşı (devecibaşı) olarak katıldığından bu lakapla tanındı...

Yine bu seferde, orduda gönül ehli Pir Ali Sultan adında bir zât vardı. O, Ahmed Sârbân Efendiyi gördüğü anda ondaki ilme karşı kabiliyet ve istidadı da sezdi. Kendisine pek çok nasihatlerde bulundu. Ahmed Sârbân Efendi sefer dönüşü görevinden ayrılarak kendisini tamamen Pir Ali Sultan'ın sohbetlerine verdi. Hocasının vefatından sonra Hayrabolu’ya geldi. Orada talebeler yetiştirdi. Bir gün talebeleri arasından birinin hallerini anlayamadığı evliyaullahtan bir zatın aleyhinde konuştuğunu duyunca;

"Evliyaya eğri bakma/Kevn ü mekân elindedir. Mülke hükmün süren oldur/İki cihan elindedir. Sen ânı şöyle sanursun/Sencileyin bir âdemdir. Evliyanın sırrı vardır/Gizli âyân elindedir" diyerek, velilerin Cenâb-ı Hak katındaki değerine işaret etti. O talebe çok mahcup ve perişan olarak özürler diledi, tövbe etti.

Ahmed Sârbân Efendinin çok huysuz ve geçimsiz bir hanımı vardı. Efendisini görmeye gelenlere içeriden; "Siz bu heriften ne medet umuyor ve ne hayır bekliyorsunuz. Sizin işiniz yok mu?" diyerek bağırırdı... Bir gün Şeyhin talebeleri hem bu durumu düşünüyor hem de birbirleriyle şöyle konuşuyorlardı: "Acaba nasıl oluyor da Şeyhimiz böyle bir hanımla yaşayabiliyor, bir arada geçinebiliyor?" Onların bu düşüncelerini anlayan Şeyh hazretleri şu cevabı verdi: "Dostlarım! Mesele sizin zannettiğiniz gibi değildir. Benim böyle bir kadına tahammül etmem, nefsani bir hevesten değildir. Bu bizim talebelerimize verdiğimiz bir derstir. Maksat, kötü huylu insanlarla da iyi geçinmektir. Sizin elinizdeyse nefsinizi içinizden atın bana öyle gelin. İşte bu kadar..."

Ahmed Sârbân Efendi ömrünün sonuna kadar o kadının yaptığı eziyetlere katlandı. 1545 (H.952) yılında Hayrabolu'da vefat etti. Hanımı, beyinin kıymetini vefatından sonra anladı. Şeyh hazretlerinin mezar taşına bir yastık gibi başını koyarak gece-gündüz; "Ah ah! Yazık çok yazık ki ben senin kadrini, kıymetini bilemedim" diyerek gözyaşı dökerdi…

* Alıntı -Türkiye Gazetesi - Vehbi Tülek

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kasım DEMİR Arşivi

ERKEĞİN ADI YOK (4)

20 Ocak 2026 Salı 16:00

ERKEĞİN ADI YOK (3)

09 Ocak 2026 Cuma 13:48

ERKEĞİN ADI YOK(2)

31 Aralık 2025 Çarşamba 15:28

ERKEĞİN ADI YOK (1)

23 Aralık 2025 Salı 13:44

ZENGİN ADAMIN FAKİR KOMŞUSU

11 Aralık 2025 Perşembe 14:24

HUYSUZ KADIN

25 Kasım 2025 Salı 10:06

HAMAS - İslami direniş hareketi

11 Kasım 2025 Salı 10:31

ŞEYH SADİ ŞİRAZİ…

22 Ekim 2025 Çarşamba 11:52

CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ…

05 Ekim 2025 Pazar 11:55