Şadiye Öztürk

Şadiye Öztürk

Kadının Yeri

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün çıkış noktası; çiçekler, hediyeler ya da özel davetler değildir.
1908 yılında emeklerinin karşılığını almak ve seçme–seçilme hakkı için yürüyen kadınların cesaretidir. New York’ta yaklaşık 15 bin kadının katıldığı bu yürüyüşten bir yıl sonra Amerika Sosyalist Partisi tarafından 8 Mart “Ulusal Kadınlar Günü” ilan edildi. Zamanla bu gün tüm dünyada “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmaya başladı.

Bugün ise çoğu yerde 8 Mart; kutlamalarla, çiçeklerle ve yemek davetleriyle hatırlanıyor. Elbette bunlar güzel jestler. Her kadın hatırlanmaktan, değer gördüğünü hissetmekten mutlu olur. Ancak benim için 8 Mart hiçbir zaman sadece bir güne sığdırılacak bir anlam taşımadı. Ben hep süreklilikten yana oldum.

Bir kadın saygı görecekse bunu yalnızca 8 Mart’ta değil, yılın her günü görmelidir. Bir hediye alınacaksa mecburiyetten değil, içten gelerek alınmalıdır. Yapılan her davranış zorunluluktan değil samimiyetten doğmalıdır. Yapılmadığında ise kimse suçlanmamalı, evlerde gereksiz kırgınlıklar yaşanmamalıdır. Çünkü kadının değeri bir güne değil, 365 güne yayılmalıdır.

Dinimizde ve tarihimizde de kadına verilen değer her zaman vurgulanmıştır. Kadına fırsat verilmeli, saygı gösterilmelidir. Çünkü her değerli erkeği dünyaya getiren de bir kadındır.

Ancak 8 Mart’ın asıl anlamı tam da burada başlıyor.
Belki de o gün her kadın kendine şu soruları sormalıdır:

Hak ettiğim yerde miyim?
Ev hanımıysam evimde saygı görüyor muyum?
Çalışıyorsam emeğimin karşılığını alabiliyor muyum?
Siyasetteysem gerçekten söz sahibi miyim?

Asıl değerlendirme işte bu soruların cevabında gizlidir.

Ülkemizde kadınlar kanuni haklar açısından önemli kazanımlar elde etti. Bundan sonrası ise biraz da bizim gayretimizle şekillenecek. Birbirimize verdiğimiz destekle… Bir kadın güçlendiğinde acaba kaç kadının elinden tutuyor? Söylemde güçlü durmak kolaydır; asıl mesele dayanışmayı gerçeğe dönüştürebilmektir.

Vakıflarda, derneklerde ve sahada çalışırken kadınların ne kadar özverili ve başarılı olduğunu görüyoruz. İnsanların gönlüne dokunmakta ustayız. İletişim gücümüzle kamu ve özel sektörde de önemli görevler üstleniyoruz. Fakat söz konusu siyaset olduğunda işler biraz daha zorlaşıyor. Bu alanda yaşananlar sayfalarca anlatılabilir. Ama beni en çok üzen şey erkeklerle mücadele etmek değil; kadınların birbirine yeterince omuz vermemesi. Asıl eksiklik burada.

Kadın eğitimli olmalı, kendini geliştirmeli, kültürüne ve değerlerine sahip çıkmalıdır. Bir kadını değerlendirirken dış görünüşüne ya da kıyafetine değil; bilgisine, aklına ve eğitimine bakılmalıdır. Ve en önemlisi, kadın önce kendi değerini kendisi bilmelidir.

Unutmayalım; kadın güçlü ve bilinçli olursa aile güçlü olur. Aile güçlü olursa toplum güçlenir. Güçlü toplum ise ülkesine, devletine ve insanlığa daha büyük katkı sağlar.

Bu nedenle 8 Mart vesilesiyle bir kez daha hatırlayalım:
Kadının yeri tartışılacak bir konu değil; hak ettiği her yerdir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şadiye Öztürk Arşivi

Samimiyetin Sessiz Gücü

02 Mart 2026 Pazartesi 13:10

Hiç mi İyi İnsan Yok?

09 Şubat 2026 Pazartesi 09:57

Birey Olmak

02 Şubat 2026 Pazartesi 11:07

Kış, Tatil ve Çocuklarımız

26 Ocak 2026 Pazartesi 10:19

Eleştiri mi, Siyaset mi?

12 Ocak 2026 Pazartesi 13:52

Teknoloji Çağı

05 Ocak 2026 Pazartesi 10:57

KIŞ MEVSİMİ VE DİZİLER

16 Aralık 2025 Salı 10:29