Şadiye Öztürk

Şadiye Öztürk

Kime Bayram?

Nasıl bir dünyada yaşıyoruz?

Bayram geliyor ama sevinemiyoruz.
Düğün yaklaşıyor ama hazırlanamıyoruz.
“Tatile gidelim mi?” diye düşünüyoruz ama karar veremiyoruz.

Çünkü dünyada huzur da güven de kalmadı.
Artık her sabah uyandığımızda ilk işimiz merakla televizyonu açmak oluyor:
“Acaba bugün dünyada ne oldu?”

Haberler hep aynı:
Savaşlar…
Ölümler…
Bombalar…
Yıkılan evler, yanan şehirler…
Zulüm, işkence, gözyaşı…

Böyle bir ortamda insanın içinden bayram yapmak gelir mi?

Çocuklar bombalanırken, evler yakılıp yıkılırken…
Üstelik çok da uzağımızda değil, komşu ülkelerde yaşanırken…

Ben en çok bu devrin çocuklarına ve gençlerine üzülüyorum.

Onların suçu ne?
Bu zamanda doğmuş olmaları mı?

Bizim zamanımızda bayramlar ne güzeldi…
Ne kadar mutluyduk.

Bayramlıklar alınırdı.
Evlerde hazırlıklar yapılır, tatlılar pişerdi.
Her evden buram buram yemek kokuları gelirdi.

Çocuklar mahalle mahalle dolaşır, şeker toplardı.
Kapılar çalınır, gülüşler yükselirdi sokaklardan.

Şimdi mahalle nerede…

Çocukları bırakın mahalleye göndermeyi, aynı apartmandaki komşuya bile güvenle gönderemiyorsunuz.
Ne huzur kaldı ne güven.

Meğer biz ne kadar özgür, ne kadar mutlu büyümüşüz.
Üstelik bunun çoğu zaman farkında bile olmadan…

Bugünün çocukları ve gençleri adeta evlere hapsolmuş durumda.
Aileler geçim derdinde.
Dünya huzursuz.

Gençler dışarıda özgürce dolaşamıyor.
Her köşede kavga, şiddet, gerginlik…

Çocuklar mahallede bisiklet süremiyor, sokakta oynayamıyor, parka bahçeye rahatça gidemiyor.

Böyle bir ortamda bayramın ne kadar tadı olur, doğrusu bilmiyorum.

Ama bir gerçek var:
Değiştirmeye gücümüzün yetmediği şeyler için sürekli isyan edip mutsuz olmak da çözüm değil.
Gücümüz yetmiyorsa, elimizden geleni yapmak zorundayız.

Çünkü bayram en çok çocukların hakkı.

Biz büyüklerin görevi de onların bu hakkı yaşayabilmelerine yardımcı olmak.
Buna adeta mecburuz.

Bunun için aile olarak daha çok çaba göstermeliyiz.
Daha çok sevgi vermeliyiz.

Kendi kaygılarımızı ve sıkıntılarımızı bir kenara bırakıp çocuklarımız için fedakârlık yapmalıyız.

Bayramı kutlamalıyız.
Gerekirse küçük bir tatil planı yapmalıyız.
Onları tek başına gönderemesek bile birlikte parka gitmeli, birlikte oyun oynamalıyız.

Bayramı bir fırsat olarak görmeliyiz.
Çocuklarımız ve gençlerimizle daha çok zaman geçirmek için…

Çünkü mutsuz yetişen bir çocuğun ileride kimseye faydası olmaz.

Gönül isterdi ki bayram gelirken çok daha güzel şeyler yazalım.
Daha umutlu, daha pozitif olalım.
Bayramı gerçekten bayram gibi kutlayalım.

Belki içimiz kan ağlıyor.
Belki dünyadaki acılar yüreğimizi yakıyor.

Ama bunları çocuklarımıza yansıtmayalım.

Onlar bayramı gerçekten bayram gibi yaşasın.

Dileğimiz; bir gün yeniden bayramları gerçek bayram tadında kutlayabilmek…

Şimdiden herkese iyi bayramlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şadiye Öztürk Arşivi

Kadının Yeri

09 Mart 2026 Pazartesi 12:43

Samimiyetin Sessiz Gücü

02 Mart 2026 Pazartesi 13:10

Hiç mi İyi İnsan Yok?

09 Şubat 2026 Pazartesi 09:57

Birey Olmak

02 Şubat 2026 Pazartesi 11:07

Kış, Tatil ve Çocuklarımız

26 Ocak 2026 Pazartesi 10:19

Eleştiri mi, Siyaset mi?

12 Ocak 2026 Pazartesi 13:52

Teknoloji Çağı

05 Ocak 2026 Pazartesi 10:57