BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ SİVAS’IN HAKKIDIR

Bir şehrin gerçek değeri yalnızca nüfus tabelasındaki rakamlarla, sanayi çarklarının hızıyla ya da ekonomik büyüklüğün soğuk istatistikleriyle ölçülmez. Bazı şehirler vardır ki, onların asıl kıymeti ve ruhu, üzerinde yükseldikleri toprakta, o toprağın sunduğu eşsiz doğal mirasta saklıdır. Sivas, işte tam da böyle bir şehirdir; kadim medeniyetlerin izini sürerken bir yandan da tabiatın en cömert davrandığı coğrafyalardan biridir.

Yıllardır bu coğrafyanın dağlarında soluklanan, vadilerinde ve yaylalarında iz süren biri olarak şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Sivas, Türkiye’nin en zengin, en özel ve korunmaya en muhtaç doğa coğrafyalarından biridir. Ancak ne gariptir ki, böylesine devasa bir doğal zenginliği göğsünde taşıyan bu şehir, Doğa Koruma ve Milli Parklar teşkilatında hâlâ sadece bir il şube müdürlüğü düzeyinde temsil edilmektedir. Oysa mesele yalnızca idari bir unvan ya da tabela meselesi değildir; mesele, Anadolu’nun bu devasa kalbinin nasıl yönetileceği ve gelecek nesillere nasıl aktarılacağı meselesidir.

Sivas, farklı iklimlerin birbiriyle kucaklaştığı, Doğu Anadolu ile Karadeniz arasında adeta bir geçit töreni sunan benzersiz bir kavşaktır. Yüzölçümüyle Türkiye’nin en geniş topraklarından birine sahip olmasının ötesinde, dünyada nadir görülen bitki kuşaklarının kesiştiği bir ekolojik düğüm noktasıdır. İki farklı doğa dünyasının aynı toprakta buluşması, bir yanda stepin sessizliğini diğer yanda ormanın serinliğini aynı anda barındırması, Sivas’ı sıradan bir yer olmaktan çıkarıp uluslararası ölçekte bir doğa koridoru haline getiriyor.

İki binden fazla bitki türü, bu topraklara özgü yüzlerce endemik varlık ve gökyüzünü süsleyen kuşların göç yolları düşünüldüğünde akıllara şu soru geliyor: Bu kadar hassas ve zengin bir ekosistem, mevcut kısıtlı personel yapısıyla ne kadar etkin korunabilir? Cevap ne yazık ki bellidir; yetersiz kalır. Çünkü gerçek bir doğa koruması sadece yasaklarla değil; kurumsal güçle, uzman kadroyla ve sahaya hâkim bir yönetim vizyonuyla mümkündür.

İşte tam bu noktada, Bölge Müdürlüğü talebi bir idari değişiklikten çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu adım; daha güçlü bir saha denetimi, daha hızlı müdahale kapasitesi ve bu toprakların sırlarını çözecek daha fazla bilimsel çalışma demektir. Ama belki de şehrin en sancılı yarasına parmak basan yönüyle; Sivas için yeni bir soluk, yeni bir istihdam kapısı demektir. Göç veren bir şehir olarak gençlerimizi bu topraklarda tutacak nitelikli çalışma alanlarına olan ihtiyacımız ortadadır.

Dolayısıyla bugün dile getirilen bu talep; ne bir ayrıcalık arayışı ne de bir lütuf beklentisidir. Bu, doğrudan doğruya bir hakkın teslimidir. Başta AK Parti Grup Başkanı Sayın Abdullah Güler olmak üzere, bu şehri temsil eden tüm siyasi iradenin bu gerçeği sahiplenmesi gerekir. Bazı konular vardır ki ertelenemez, bazı vizyonlar vardır ki zamana bırakılamaz. Sivas’ın stratejik konumu ve doğal mirası artık idari olarak da hak ettiği karşılığı bulmalıdır.

Sivas’ın geleceği için, doğası için ve en önemlisi bu şehre duyduğumuz vefa borcu için artık o adım atılmalıdır:

Doğa Koruma ve Milli Parklar Bölge Müdürlüğü, Sivas’ın hakkıdır

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Hasdemir Arşivi

BAŞKANIN İKİ YILI

04 Nisan 2026 Cumartesi 15:56

BAYRAMIN İKİ YÜZÜ

22 Mart 2026 Pazar 15:00

ŞİFA VE HEKİMLİK

14 Mart 2026 Cumartesi 19:22

DÜŞÜNMEYEN VE AKLETMEYEN COĞRAFYA

09 Mart 2026 Pazartesi 11:49

YASA MI, VİCDAN MI?

16 Şubat 2026 Pazartesi 10:37

AHLÂKIN ÇÖKTÜĞÜ YERDE MEDENİYET OLMAZ

09 Şubat 2026 Pazartesi 10:05

6 ŞUBAT: SAAT 04.17

06 Şubat 2026 Cuma 14:13