Gücünüz varsa sözünüz dinlenir

Ülkemizin çevresinde yaşanan gelişmeler, şunu göstermektedir. Dünyadan bağımsız olarak; bazı şeylere karar vermek, gerçekten zordur. Siz, ne kadar bağımsız karar vermeye çalışsanız da; birileri buna fırsat vermemektedir. Ülkemizin, güneyinde, sınırımızın sıfır noktasında yaşanan olaylar, bunun en güzel delilidir.  Çevremizde senelerdir devam eden acımasız bir savaş var. Bütün bu olanlar, Dünyanın gözü önünde olmaktadır. Ölen binlerce insanın ölümüne sessiz kalan çevreler; kendi kayıplarını göz önünde bulundurmaktadırlar. Kendilerinin dışında yaşanan ölüm olayları onları rahatsız etmemektedir. İran'ın sivil kayıpları yüksek rakamlara ulaşmıştır. Aynı şekilde Lübnan aynı sıkıntıyı yaşamaktadır. Sonuç vahşice işlenen cinayetler... Geçmişte Suriyede, Filistinde ölen insanlar onların umurunda değildi. Hatta daha fazla insan ölsün diye oradaki terör örgütlerini destekledi.

Dünyada, Haber kanalları kendi kontrolünde oldukları için, insan kaybı sayısında netlik oluşmamaktadır. İsrail ve çevresinde oluşan saldırılar bir nefret söylemi olarak dünya kamuoyuna sunulmaktadır. Gerçekte, orada öldürülen, insanların daha fazlası, yaklaşık senelerdir başka, başka cephelerde; sivil, asker ayrımı yapılmadan öldürülmektedir. Kimileri, Çocuk, kadın, yaşlı demeden, öldürdüler. Diğer bölgelerde, öldürülme olayları bir gerçek iken; O bölgenin dışında öldürülen insanlara neden seyirci kaldınız? Ölen insanların demek ki; sizin için bir anlamı yoktur. Sayfalarda yazılı olan; insan hakları, sivilleri koruma adlı çalışmalar sadece sayfalarda kalmaktadır. Elinde güç olan devletler; hangi canlının öldürülürken, insan sayılabileceğine karar vermektedirler. Onların insan saymadığı canlıların ölmesi, öldürülmesi; onlar için bir anlam ifade etmemektedir. Anlayışları budur.

O nedenle '' DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR...'' İfadesi hayat geçirilmediği müddetçe bu sıkıntılar durmadan devam edecektir...

Bugün hala Kudüs'te, Gazze'de, zulümlere devam etmektedirler. Evleri ellerinden alınan insanların feryadını kimse duymuyor. İsrail Mescidi Aksayı kapatıyor. Dünya sessiz...

Batı dünyası bu olaylara sessiz kalmaktadır. Zaten İran konusunda, ABD ve Nato, Avrupa birliği devletleri arasında gözle görülen bir kriz yaşanmaktadır. İran savaşından olan rahatsızlıklarını ifade etmektedirler. Oradan en fazla nemalanan Çin, Rusya, görünüşte sessiz gibi gözükmektedirler. Ortada olan olaylara müdahil değildirler. Ancak, bu sessizlik ne kadar sürecek ? Hep beraber göreceğiz... Dünyada bir enerji krizi adım adım gelmektedir. Bu sıkıntıdan en fazla enerji ihtiyacını dışarıdan karşılayan ülkeler etkilenecektir. ABD kamuoyu bu savaştan rahatsızdır. Bu konuda eylemler yapmaktadırlar.

Savaş gerçeği, bir başka açıdan şöyle değerlendirmektedirler: Bazı çevreler, İnsanların öldürülürken; hangi dine, ırka, bağlı olduğuna bakmaktadırlar. Eğer ölen müslüman ise, yahut kendi vatandaşı değil ise; Umurlarında değildir. Bunun örnekleri çok fazladır.

O, Topraklara bu kargaşa ortamından sonra kimin hakim olacağı, hangi siyasi iradenin yöneteceği durumu da çok önemlidir. Ölen insanlar öldüğü zaman kendilerinin bir maddi zararı yok ise; o insanların ölmesi onlar için bir mana ifade etmez. Bunlardan daha önemlisi; öldürülen insanların barındığı topraklar, o toprakların yer altı ve yer üstü zenginlikleri; onlar için bir, değer ifade etmektedir. Siyasi açıdan o topraklarda kendi yararlarının olma ihtimalini de; göz ardı etmemek lazımdır. Siyaseten bir yararları varsa; orayı da koruma altına almayı kendileri için, bir görev kabul ederler. Bunlara ilaveten, güç de kendilerinin elinde ise; işte o zaman, kendi koydukları yasaları, uygulama alanına sokmaya çalışırlar. Bir anda çok insancıl bir görünüme, girebilirler. Bütün Dünya’ya da ellerindeki Medya gücü sayesinde; kendileri gibi düşünmesi gereken yayınlarda ve açıklamalarda bulunabilirler. Tüm Dünya kamuoyunu o tarafa doğru yönlendirebilirler. Yeter ki; ellerinde o güç olsun.

Osmanlının yıkılışından sonra güçsüz, güçsüz devletler oluşturdular. Çünkü onları kontrol etmek daha kolaydır. Bugün o devletler kendilerinin korunması adına Batılı devletlere muhtaçtırlar. Bir nevi onlara bedel ödemek zorundadırlar. İşte o zaman güçlü devletler bunları her alanda abluka altına alırlar...

Bütün bunlara rağmen Ülke olarak bizim ve bizim gibi düşünen devletlerin , tarafsız olarak, getirdiğiniz çözümler, önerdiğiniz fikirler, ortaya koyduğunuz planlar, Dünyanın en güzel çözüm gerçeği olsa da; Eğer kendi yararları yoksa; ilgilerini çekmez. Görmemezlikten, işitmemezlikten gelirler. Sizi dinlemezler. Hatta bu barış girişimlerinizi sabote edecek açıklamalarda ve eylemlerde bulunabilirler.

Geçmişte Suriye savaşında olduğu gibi, siz kendi haklılığınızı ispat etmek adına; zulme uğrayan insanlara kapınızı açarsınız, onlara her türlü yardımı yaparsınız. Yine de onlar, o yapılan fedakarlıkları görmezden gelirler. Sizin anlattıklarınıza da kulaklarını tıkarlar. Ara, sıra bazı yetkili ağızları ile: Aman, ne kadar fedakarlık yapıyorsunuz, insanlık adına sizinle gurur duyuyorum, gibi açıklamalarda bulunabilirler. İş, eyleme yönelik tekliflerinizi dinlemeye, tatbik etmeye gelince; kendileri açısından yararları olup, olmadığına bakarak; size destek verirler, yahut, fikrinize karşı çıkarlar. İşte gücün hayata yansıması budur.

Bugün İran'ın kontrolündeki Hürmüz Boğazı, gündemde kalmaya devam ediyor. Çünkü Dünya ülkeleri enerjiye muhtaç. Enerji olmadan hiçbir faaliyette bulunamazlar. Allah bu bölgeye her türlü nimeti vermiş. Onlar bu nimetlerin kıymetini bilemediler...

Ancak bu nimetlerde birilerinin de gözü var. Üstelik onlar da güç de var. Bu güç sayesinde Kendi kafalarına göre oraları yönetmek istiyorlar. Yer altı ve yer üstü zenginliklerine el koymak istiyorlar. Bölge ülkeleri kendileri güçlü olmadıkları için, koruma amaçlı başka ülkelere kapılarını açtılar. Bu girişim de onları korumaya yetmedi. Çünkü onların zenginliklerinde gözü olanlar daha fazlasını istemektedirler. İşte bizim İstanbul ve Çanakkale boğazının önemini de bir kenara yazalım.

Kısacası, Dünyada, her alanda olduğu gibi; karar verme ve uygulama yetkiniz; gücünüzle alakalıdır. O nedenle Ülke olarak, her alanda güçlü olmak zorundayız. Ancak, karşımızdakiler; gücümüzü gördükleri zaman; fikirlerimizi dinlemek isterler. Yoksa; sizin attığınız çığlıklar, bağırıp çağırmalar, sesinizi yükseltmelerin; onların yanında hiçbir anlamı olmaz. Sizi duymazlar. Yaptığınız onca zahmetli yardımseverlik, fedakarlık, insanlık hanemize yazılacak, bir sayfa olarak kalır. O yardım ettiğimiz devletler bile; yarın o güçlü karar vericilerin etkisinde, baskısında kalarak; sizlerin aleyhinize olabilecek tavır ve davranışlarda bulunabilirler. İşte hayatın gerçeği budur. Karar mercii olmak için; güçlü, kuvvetli olmamız şarttır. Güç, sizde olduğu zaman, sözünüzde er, geç dinlenecektir. Bu böyle biline...

Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Orhan Arslan Arşivi

BAYRAM BAYRAMDIR

15 Mart 2026 Pazar 11:46

BATILI DEVLETLERİN GERÇEK YÜZÜ

02 Mart 2026 Pazartesi 15:30

Dini eğitim birilerini neden rahatsız eder

23 Şubat 2026 Pazartesi 10:03

Ramazan ayı rahmet ayıdır

16 Şubat 2026 Pazartesi 10:10

Yeni ücret politikaları belirlenmelidir

09 Şubat 2026 Pazartesi 10:53