Şadiye Öztürk

Şadiye Öztürk

Ramazan Sofraları: Gösterişin Değil, Gönlün Bereketi

Ramazan ayının en sevdiğim taraflarından biridir iftar ve sahur sofraları. Aynı saatte açılan oruçlar, ezanı beklerken yaşanan o tatlı heyecan, gecenin sessizliğini delen davul sesiyle kurulan sahurlar… Çocukluğumu düşündüğümde zihnimde beliren ilk güzellikler hep bu sofraların etrafında toplanır.

Çocukken sahura kalkmak zor gelirdi. Uykunun en tatlı yerinde gözlerimizi aralardık. Ama bugün geriye dönüp baktığımda içimden tek bir cümle geçiyor: “İyi ki…”
İyi ki annem bizi o saatte kaldırmış. İyi ki aynı sofranın etrafında toplamış. Çünkü o sofralarda sadece yemek yenmezdi; aile olunur, paylaşmak öğrenilir, şükür kalbe yerleşirdi.

Ramazan gelmeden günler önce yapılan davet planlarını hatırlıyorum. “Önce kimi çağıralım, hangi akrabamıza ne zaman gidelim?” konuşmaları olurdu. Ne pişirileceği en son konuşulan şeydi. Çünkü asıl mesele yemek değil, birlikte olmaktı.

Şimdi ise işler biraz değişti.
Ana yemek ne olacak? Kaç çeşit tatlı yapalım? Sofra yeterince şık mı? Hangi servis takımı çıkmalı?

Daha ay başlamadan yoruluyoruz. Hem maddi hem manevi bir yükün altına giriyoruz. Sonra da haklı olarak kimseyi davet etmek istemiyoruz. Üstelik sofralar büyüdükçe israf da büyüyor. Dokunulmadan kalan tabaklar, çöpe giden ekmekler… Oysa iftar sofrasının ruhu gösteriş değil, berekettir. Abartı değil, samimiyettir.

Belki de bu yüzden kendimize bir teselli cümlesi bulduk:
“Zaten herkesin durumu iyi. İhtiyaç sahiplerini çağıralım.”

Ama çoğu zaman bunu da yapmıyoruz. Yapsak bile bir gerçeği gözden kaçırıyoruz: İhtiyaç sahibi bir aile, kendini yabancı hissettiği bir sofrada ne kadar rahat edebilir? İnsan, en huzurlu olduğu yerde, kendi evinde rahatça yiyip içer.

Belki de en güzel ikram; gösterişli bir davet değil, kapıya bırakılan bir sıcak yemektir. Ya da ihtiyacı kadar kullanabileceği bir maddi destektir. Bazen en büyük iyilik, bir insanın onurunu incitmeden yapılan yardımdır.

Ramazan sadece sofradan ibaret değil elbette. Oruçtur, teravihtir, Kur’an’dır, duadır. Ama iftar sofraları da bu ayın kalbidir. Yeter ki abartmadan, kendimizi yormadan, ibadetlerimizi aksatmadan…

Akrabalarımızı, dostlarımızı ağırlayalım. Çocuklarımızı o sofralara oturtalım. Onlara birlikte beklemenin, birlikte dua etmenin, birlikte gülmenin kıymetini gösterelim.

Çünkü Ramazan sofraları; çeşitlerin çokluğuyla değil, gönüllerin genişliğiyle bereketlenir.

Selam olsun bu mübarek ayı özüyle yaşayan, geleneğini kaybetmeden ama gösterişe teslim olmadan sürdüren tüm ailelere… ????

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şadiye Öztürk Arşivi

Hiç mi İyi İnsan Yok?

09 Şubat 2026 Pazartesi 09:57

Birey Olmak

02 Şubat 2026 Pazartesi 11:07

Kış, Tatil ve Çocuklarımız

26 Ocak 2026 Pazartesi 10:19

Eleştiri mi, Siyaset mi?

12 Ocak 2026 Pazartesi 13:52

Teknoloji Çağı

05 Ocak 2026 Pazartesi 10:57

KIŞ MEVSİMİ VE DİZİLER

16 Aralık 2025 Salı 10:29

Aile Yapımız Değişiyor

08 Aralık 2025 Pazartesi 12:07

Kutlamak mı, Farkına Varabilmek mi?

03 Aralık 2025 Çarşamba 09:16