Sevtap Haspolat
EDEP ELBİSESİNİ GİYMEK
Bir insanı diğer canlılardan farklı ve değerli kılan, hayatı algılaması, hayata bakışı ve hayatı yaşamasıdır. Giriş cümlesini burada “nasıl” kelimesi ile izah etmek daha doğru ve anlamlı olur. Yani insanın hayatı nasıl algıladığı, hayata nasıl baktığı ve hayatı nasıl yaşadığıdır.
Bireyin bir ülküsü, bir hedefi, bir ideali, bir ideolojisi, bir inancı, bir değeri varsa onun yaşamının anlamsız olması mümkün değildir. O her zemin ve zamanda kıymetlidir. Yalnız da kalsa kalabalıklar içinde de olsa, dimdik durmasını bilir. Özgüveni hem kendisini hem de çevresindekileri motive eder. Çevresine ışık saçar ve enerji verir. Kendine ve başkalarına verdiği sözü tutar. Modern zamanların içinde kaybolmaz. Zamana ayak uydurmaz. Zamanı kendi ilkeleri doğrultusunda yaşar. Değişen ve gelişen şartlara göre düşüncesini, iletişimini ve yaşantısını revize eder.
Hacı Bektaş-ı Veli ne güzel söylemiş. İnsanın sözünde durmasını, dürüst olmasını ve tutarlı davranmasını ne güzel öğütlemiş. Kişinin sözü ile özünün bir olması gerektiğini kısa ve naif bir cümle ile vurgulamış.
"Özünde ve sözünde temiz olmayanların, imanı tam değildir." ifadesi ile talebelerine, iç dünyalarının yani özlerinin, dış dünyaları olan yani söz ve davranışların bir olması gerektiğini izah ederek, nasihat vererek onlara ikiyüzlülükten uzak durmalarını tavsiye etmiştir.
Daha sonra bir adım daha atarak, bir üst perdeden "Biz dile ve söze bakmayız; öze ve hale bakarız." demiştir. Evet söz önemli olmakla birlikte sözden ziyade davranışın önemine işaret etmiştir. Davranışı ise samimiyet kelimesi ile birlikte söyleyerek, yapmacık davranışın önünü bıçak gibi kesmiştir. Samimiyetin daha önemli olduğunu belirtmiştir. Çünkü samimiyet kendi öğretisinin merkezini oluşturmaktadır.
Anadolu Erenlerinden canların piri Hacı Bektaşi Veli gibi gönül insanları da her zaman terbiye ve doğruluk ekseninde hareket etmişlerdir. Öğrencilerine ve bağlılarına bu felsefeyi aşılamışlardır. Bu bakış açısı yaşamlarının temelini oluşturmuştur. Sözünde durmayı, terzinin elinde şekil alan bir elbise olarak görmüş ve adına da edep elbisesi demişlerdir.
Yaşadığımız çağda, Hacı Bektaş-ı Velinin tanımladığı edep elbisesini giymenin herkese nasip olmayacağını düşünenlerdenim. Bu edep elbisesi öyle güzel bir elbisedir ki insanı farklı kılar, değerli kılar, onurlu kılar. Yaşamını mutlu ve huzurlu kılar. Bu elbiseye bürünen her daim hak söyler, candan söyler, içten gelen bir sesle Allah Allah sözünü dilinden düşürmez hiçbir zaman.
Edep elbisesini giyen kişi vefalıdır. Yola çıkarken, kendisini seven ve destekleyenleri, yağmurda karda çamurda, asfaltta sıcağın altında yol yürüdüğü arkadaşlarını, yoldaşlarını asla geride bırakmaz. Yola çıktıklarını yolda buldukları ile asla aynı kefeye koyup ihmal etmez.
Edep elbisesini giyen kişi dürüsttür. İşinde düzgündür. Mesleğini yaparken erdemlidir. Ticaretinde doğrudur. Siyasetinde onurludur. Haksızlığa karşı Hazreti Ali’nin kılıcı olan Zülfikar’ı hiç indirmez elinden. Hazreti Hüseyin’in sözünü haykırır her zaman dili ile. Adaleti sadece kendisi için istemez. Özgürlüğün belli bir zümreye verilmesi için mücadele etmez. Herkes için adalet, herkes için özgürlük der. Kişisel menfaatlerini değil toplum menfaatini gözetir.
Edep elbisesini giyen kişi kazandığını haksızlıkla elde etmez. Alın terini ve emeğini kutsal sayar. Önce kendini yetiştirir, geliştirir. Daha sonra çevresini güzelleştirir. Bilgi ve eylemle var olur. Halkın içinde gezer durur.
Keşke bizlerde edep elbisesini giymek için çalışsak ne de güzel olur. Sözün en güzelini söylesek ne de hoş olur. Birbirimize tahammül etmesini öğrensek hayat ne kadar harika olur.
Yine Pir Hacı Bektaş-ı Velinin bir sözünü hatırlatarak yazımı bitirmek istiyorum. “Sen güzellikle sözünü söylersin. Arif olan ders alır, cahil olan tavır.”
Sözün en güzelini söyleyenlerden, ders alıp yaşamın güzelliklerini fark edenlerden, arif olup barış içinde yaşayanlardan olma ümidi ile.
Selam ve saygılarımla
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.