Şadiye Öztürk

Şadiye Öztürk

Teknoloji Çağı

Bunu hep söyleriz: Teknoloji iyi midir, kötü müdür?
Eski günlerle kıyaslar, uzun uzun yorumlar yaparız. Hayatımıza, evimize yeni bir elektronik alet girdiğinde ise işlerimizi nasıl kolaylaştırdığını arkadaşlara, komşulara anlatırız. Özellikle ilk çıktığında “Ne gerek var?” desek de bir bakmışız, günlük hayatımızda yerini almış.

İlk bulaşık makinesi çıktığında “İki tabağı da mı yıkayamayacağız?” denirdi. Sonra büyüklerimiz “Eve yeni gelin aldık” demeye başladı. Bugün köyde de şehirde de hemen herkesin evinde var. Artık gerekli mi, gereksiz mi kimse konuşmuyor; olması gereken bir eşya gibi listelerde yerini aldı.

Robot süpürge de öyle…
Önce “Ne gerek var, köşeyi bucağı temizlemiyor, eski gırgırların görevini yapıyor” dedik. Şimdi ise “Hangi marka, tabanı siliyor mu, çöpünü kendi boşaltıyor mu?” diye soruyoruz.

Telefonlardan hiç söz etmiyorum.
Bütün işlerimizi onunla halleder hale geldik. O kadar hızlı hayatımıza girdi ki onsuz kalınca elimiz kolumuz bağlanıyor. Beş dakika bile ayrılamıyoruz. Nereye gitsek elimizde…

Son yıllarda yurt dışına çıkmamıştım. Yakın zamanda çocuklarım ve yeğenlerimle birlikte bir yurt dışı gezisine çıktık. Ben, eskiden kalma alışkanlıkla sürekli soruyorum:
“Biletleri hallettiniz mi, kalacak yeri ayarladınız mı?”

Gençler gülerek, “Merak etme, hallettik” diyor.
“Ne zaman, nasıl?” diye soruyorum.
“Telefondan, şimdi” cevabını alıyorum.

Bir süre sonra sorularımdan bıkıp grup kurdular; her şeyi oradan paylaşıyorlar. Nerede ne yiyeceğimizden nereleri gezeceğimize, nerede kalacağımıza kadar her şey birkaç dakikada çözülüyor. Hatta gittiğimiz yerde rehbere bile gerek kalmıyor. Telefonu açıp bulunduğumuz yerin tarihini, özelliklerini dinliyoruz.

Ne büyük kolaylık…
Zaman kaybı yok. Yanlış yönlendirilme şüphesi yok. “Acaba buradan daha iyi bir yol var mıydı?” kuşkusu yok. Senin yerine araştıran, seni yönlendiren bir alet var artık. Ekonomini bile onunla yönetiyorsun; paranı çekiyor, gittiğin ülkenin parasına anında çeviriyorsun.

Oysa çok da eski değil…
Döviz bürolarından para aldığımız, haritalarla gideceğimiz yolları işaretlediğimiz, yolda lokanta bulamayız diye evden börekler, poğaçalar yaptığımız günler.

Bir kez daha şahit oldum ki teknoloji inanılmaz bir hızla ilerliyor.
Bizim kuşak, yani 50 yaş üzeri, bu değişime ne kadar ayak uydurabiliyor? Bu da tamamen bizim gayretimize bağlı. Artık telefonsuz bir yere gidemediğimiz gibi, telefonu ve teknolojiyi kullanmayı öğrenemezsek gençleri yanımıza almadan da bir yere gidemiyoruz. Gitsek bile çok zorlanıyoruz.

Çünkü artık eskisi gibi yolda birini durdurup adres soramıyorsun. Havalimanlarında bile yardım isteyecek birini bulmak zor. Her şey elektronik…

Bizden büyükler “Erken doğmuşuz” derdi ya…
İşte şimdi ben de aynı hissi yaşıyorum.

Daha neler icat edilecek bilmiyorum ama artık yürümek bir yana, yeniliklerin peşine koşarak bile yetişemiyoruz.

Selam olsun;
Bu yenilikleri kullanmayı öğrenenlere,
Yorulmadan, pes etmeden öğrenme gayreti içinde olanlara…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Şadiye Öztürk Arşivi

KIŞ MEVSİMİ VE DİZİLER

16 Aralık 2025 Salı 10:29

Aile Yapımız Değişiyor

08 Aralık 2025 Pazartesi 12:07

Kutlamak mı, Farkına Varabilmek mi?

03 Aralık 2025 Çarşamba 09:16

BİR ÖMÜR ÖĞRETENLER

25 Kasım 2025 Salı 10:09

İŞİ EHLİNE VERMEK!

17 Kasım 2025 Pazartesi 11:07

GEÇMİŞİ ANMAK, GELECEĞE SAYGIDIR

13 Kasım 2025 Perşembe 12:29

HER ZORLUK BİZİ BİR ADIM OLGUNLAŞTIRIR

03 Kasım 2025 Pazartesi 11:57

İSİMLER…

26 Ekim 2025 Pazar 16:02

KARAR VERMEKTE ACELE Mİ EDİYORUZ?

20 Ekim 2025 Pazartesi 14:03