Şadiye Öztürk

Şadiye Öztürk

Samimiyetin Sessiz Gücü

İnsanlar artık samimiyeti özlüyor. Sıcaklığı, doğallığı, içtenliği…
Çünkü samimiyet sessizdir; bağırmaz, gösteriş yapmaz. Sakin ama derindir. Bir insanın ya da bir toplumun kalbine gerçekten dokundunuz mu, orada uzun süre kalırsınız.

Zamanın hızla aktığı, kelimelerin çabucak tüketildiği bir çağda yaşıyoruz. Her şey hızlı, her şey parlak, her şey görünür olma telaşında. Oysa samimiyet görünmek için değil, hissettirmek için vardır. Gerçekçi olmayı, içinden geldiği gibi yaşamayı gerektirir. Ve insan, en çok da böyle olana inanır.

Nitekim geçtiğimiz günlerde Samsunlu bir gencin içtenlikle okuduğu bir ilahi gündem oldu. Ne büyük bir sahne vardı ne de profesyonel bir kurgu… Sadece kalpten çıkan bir ses. O ses, birçok insanın kalbine ulaştı. Çünkü samimiyetin dili ortaktır; tercümeye ihtiyaç duymaz.

Samimiyetten uzak hiçbir şey uzun ömürlü değildir. Belki bir süre dikkat çeker, geçici bir gündem olur. Ama kökü yoksa tutunamaz. Geleneklerimizde yeri olmayan, dışarıdan kopyalanmış “sahte” günler ve kutlamalar gibi… Gürültüsü çoktur ama iz bırakmaz.

Samimiyet gösterişten uzaktır. Gürültü yapmaz, manşet olmaz. Köyde yaşayan bir ailenin yer sofrasında oturması ne kadar doğal ve içten geliyorsa; ışıklar altında, lüks villalarda sırf görüntü olsun diye kurulan yer sofraları da bir o kadar yapay gelir insana. Çünkü mesele sofranın biçimi değil, niyetin içtenliğidir.

Bir çocuğun kahkahasında vardır samimiyet.
Bir annenin duasında…
Bir grup gencin okuduğu ilahide.
Pazarlıksız, hesapsız, beklentisiz.

Ne yaparsak yapalım; inandığımız için, takdir ettiğimiz için, içimizden geldiği için yapalım. Sosyal medyada paylaşmak için değil; birilerinden alkış almak için hiç değil. Samimiyet kusursuz olmak değildir. Kusurlarınla birlikte var olabilmektir. İnsanı insana yaklaştıran mükemmellik değil, içtenliktir. İçten yapılan her şey daha güzeldir.

Ramazan ayını belki de bu yüzden seviyorum. Yapılan yardımlar, ziyaret edilen evler, aynı sofrada buluşan aileler… Her şey biraz daha sade, biraz daha içten gelir bana. Sanki yılda bir ay, özümüze dönmemiz için bize bir fırsat verilir. Unuttuğumuz değerleri hatırlamak, aile bağlarımızı güçlendirmek, paylaşmanın ve iyiliğin kapısını yeniden aralamak için…

Çocuklarımızla aynı sofrada oturup sohbet edebilmek, gözlerinin içine bakarak konuşabilmek… İşte samimiyet tam da burada başlar. Sanki kalpten kalbe görünmeyen bir yol açılır o an.

Dünya, samimi insanların çoğaldığı bir yer oldukça daha yaşanabilir olacak.
Bazen bir mesajın sonunda gerçekten hissedilerek söylenen “Kendine dikkat et” cümlesi, insanın bütün yorgunluğunu hafifletir.
Bazen de eski bir dostun omzuna sessizce dokunuşu… “Ben buradayım” der, kelimelere ihtiyaç duymadan.

Selam olsun samimi, içten, güzel dostlara.
Selam olsun gösterişten ve riyadan uzak; içinden geldiği gibi konuşan, içinden geldiği gibi yaşayan insanlara.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şadiye Öztürk Arşivi

Hiç mi İyi İnsan Yok?

09 Şubat 2026 Pazartesi 09:57

Birey Olmak

02 Şubat 2026 Pazartesi 11:07

Kış, Tatil ve Çocuklarımız

26 Ocak 2026 Pazartesi 10:19

Eleştiri mi, Siyaset mi?

12 Ocak 2026 Pazartesi 13:52

Teknoloji Çağı

05 Ocak 2026 Pazartesi 10:57

KIŞ MEVSİMİ VE DİZİLER

16 Aralık 2025 Salı 10:29

Aile Yapımız Değişiyor

08 Aralık 2025 Pazartesi 12:07