Şadiye Öztürk

Şadiye Öztürk

Kış, Tatil ve Çocuklarımız

Bu yıl kış, memleketime biraz daha sert geldi.

Okullar ara tatile girdi, yollar kapandı. Çocuklar evde kaldı. Onlarla vakit geçirmek için izin alan ebeveynler de… Ne şehir dışına çıkabildiler ne de şehir içinde doğru düzgün hareket edebildiler.

Kimi anne babalar, “İyi oldu, bu havada çocuklar okula nasıl gidecekti?” diyerek durumu olumlu karşıladı. Kimileri ise aylar öncesinden yapılan tatil planlarını iptal etmenin üzüntüsünü yaşadı. Çocuklarsa hepsinden daha mutsuzdu.

“Keşke okul olsaydı,” diyorlardı. “Yine tatil olurdu ama tatilimiz boşa gitmezdi.”

Bu cümle aslında çok şey anlatıyor. Tatil var ama keyif yok. Evde uzun saatler, bitmeyen ekranlar ve giderek artan bir sıkılmışlık hâli… Çocuklar dinlenmiyor, oyalanıyor.

Ailelerle konuştuğumda çocukların büyük bir kısmının vaktini televizyon karşısında geçirdiğini öğreniyorum. Üstelik izlenen dizilerin önemli bir bölümü Güney Kore yapımı. İçeriklere bakıldığında ise tablo pek iç açıcı değil. Şiddet, anlamsız ilişkiler ve çocukların dünyasına ağır gelen karmaşık senaryolar…

Peki ebeveynler bunun ne kadar farkında? Yoksa farkında olmadan mı izin veriliyor?

Doğrusu insan bazen onlara da hak veriyor. Kendi kültürümüze, değerlerimize uygun ve çocuklara hitap eden yerli yapımlar azaldıkça, bir noktadan sonra denetim de zayıflıyor. “Ne izliyorsanız izleyin,” demek belki de çaresizliğin bir sonucu.

Oysa biz, rahmetli Kemal Sunal’ın, İlyas Salman’ın filmlerini bile zamanında “açık sahneler var” gerekçesiyle izleyemezdik. Bugün dönüp bakınca, o filmler şimdiki içeriklerin yanında neredeyse birer çizgi film masumiyetinde kalıyor.

Bir yanda ekonomik sıkıntılar, bir yanda siyasi gelişmeler, bir yanda doğal afetler… İnsanlar yorgun. Her sabah “Bugün ne olacak?” sorusuyla uyanıyor, her gece “Dünyada ne oldu da bizim haberimiz yok?” endişesiyle sosyal medyaya bakıyoruz. Üstelik bu hâl sadece bize özgü de değil; tüm dünya benzer bir belirsizliğin içinde.

İşte tam da bu karmaşada, çocuklarımızı farkında olmadan ihmal edebiliyoruz. Oysa ihmal edilen çocukluk, telafisi en zor kayıplardan biri.

Özellikle ortaokul ve lise çağındaki çocuklarımızla geçirilen her an çok kıymetli. Birlikte bir lokantaya gitmek, sinemaya gitmek, bir kafede oturmak, bütçeye göre alışveriş yapmak… Bunlar küçük gibi görünen ama etkisi büyük yatırımlar.

Evi sonra alabiliriz. Arabayı sonra değiştirebiliriz. Birikimi sonra yapabiliriz. Ama çocuklarımız belli bir yaştan sonra bizimle bu anları paylaşmak istemeyebilir.

Belki de bugün onlarla geçireceğimiz vakit için kısmadığımız zaman ve para, yarın bozulan psikolojilerini toparlamak için çok daha fazlasını harcamamıza engel olur.

Devir eski devir değil. Gündem hızla değişiyor ve biz bu hıza ayak uydurmakta zorlanıyoruz. Nasıl ki küçükken çocuklarımızın yemesine, içmesine, temizliğine; mikrop kapmasınlar diye her şeye dikkat ediyorsak, büyüme çağında da ahlaklarına, terbiyelerine, örf ve adetlerimizi öğrenmelerine aynı hassasiyetle yaklaşmak zorundayız.

Mikrop kapmasın diye büyüklerine sevdirmediğin, vitaminsiz diye yemeğini yedirmediğin göz bebeğin, yarın bir gün senin en büyük imtihanın olabilir.

Selam olsun…
Bu zor zamanda sabırla, bilinçle ve fedakârlıkla evlat yetiştirmeye çalışan tüm ailelere.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şadiye Öztürk Arşivi

Eleştiri mi, Siyaset mi?

12 Ocak 2026 Pazartesi 13:52

Teknoloji Çağı

05 Ocak 2026 Pazartesi 10:57

KIŞ MEVSİMİ VE DİZİLER

16 Aralık 2025 Salı 10:29

Aile Yapımız Değişiyor

08 Aralık 2025 Pazartesi 12:07

Kutlamak mı, Farkına Varabilmek mi?

03 Aralık 2025 Çarşamba 09:16

BİR ÖMÜR ÖĞRETENLER

25 Kasım 2025 Salı 10:09

İŞİ EHLİNE VERMEK!

17 Kasım 2025 Pazartesi 11:07

GEÇMİŞİ ANMAK, GELECEĞE SAYGIDIR

13 Kasım 2025 Perşembe 12:29

HER ZORLUK BİZİ BİR ADIM OLGUNLAŞTIRIR

03 Kasım 2025 Pazartesi 11:57