Sevtap Haspolat

Sevtap Haspolat

DEĞERLERİMİZİN DEĞERİNİ BİLMEK

Bireysel olarak hepimizin hayatı, kendi içinde özeldir. Hepimiz kendi genetik kodlarımız doğrultusunda bir canlıya dönüşerek, bildiğimiz süreçlerden geçtikten sonra dünya denilen bu gezegende varlığımızı sürdürmekteyiz.
Varlığımızın şekillenmesi ile birlikte belirlenen konumumuza göre içinde bulunduğumuz ortam bizleri daha farklı bir şekle büründürmektedir. Bu şekil, fiziksel olanın ötesinde ruhsal ve duygusal bir alanı oluşturmaktadır. Fiziksel varlığımız, zihinsel, duygusal ve ruhsal alanla birleşince de insan olarak tanımlanıyoruz. Sonuçta bizim için tanımlanan rolümüzü yerine getirmek için yaşam alanımızda hayatımızı sürdürüyoruz.
Zamanla, genetikle gelen ve sonradan da ailevi ve çevresel faktörlerle oluşan bir yaşam biçimi içinde kendimize ait bir karakter meydana gelmektedir. Bu süreçte karakterimizi şekillendiren kurallar, alışkanlıklar, örf ve adetler, gelenekler ve inançların birikimi ile birlikte teorik ve pratik anlamda bir anlayış bir kültür ve bunun ifade edilişi olan bir kavram karşımıza çıkıyor. Bunun adına ise toplumsal kabul çerçevesince “değer” veya çoğulu olarak ta “değerlerimiz” diyoruz.
Bu şehirde, bu ülkede ve bu coğrafyada yaşayan bireyler olarak geçmişten gelen, tecrübe edilen ve yaşamsal önemi olan, çok fazla bireysel, ailevi ve toplumsal değere sahip bir topluluğuz. Değer olarak tanımlanan ve bizi biz yapan yazılı ve yazılı olmayan ama tüm ilişkilerimizi şekillendiren kurallar hakikaten o kadar fazla ki hepsinden burada bahsetmek mümkün olmayacaktır. Bu yazımda, temel bir yaklaşımla meseleye bakıp, bazı örnekle değerlerimizi unutmamamız ve değerini bilmemiz gerektiğine dikkat çekmeye çalışacağım.
Dijitalleşmenin her geçen gün bizi kuşattığı bir dönemde, bebeğinden çocuğuna, gencinden yetişkinine ve yaşlısına kadar hiçbir dönemde olmadığı kadar hepimiz bir etki altına girmiş durumdayız. Bu etki alanı uzun yıllar sonucunda elde edilen bir tecrübeyi ve iletişimi de farklı bir boyuta sokmaya başladı bile.
Hepimiz sosyal hayatın içinde olmamıza, aynı yolda yürümemize, aynı araçlarda seyahat etmemize, aynı mekanlarda alışveriş yapmamıza rağmen yüz yüze iletişimi en aza indirmiş durumdayız. Oysa biz iletişimi yaşamın her metre karesinde kullanan ve iletişim halinde olmadan günü sonlandırmayan bir milletiz. Bizler, günaydınla ve gülümseme ile güne başlar, evden çıkarken sevdiklerimizle sarılır, çarşı pazarda esnafa, tanıdıklarımıza hatta tanımadıklarımıza selam verir, iyi akşamlarla, tekrar görüşmek üzere cümleleri ile arkadaşlarımızdan ayrılır, akşam olup ve döndüğümüzde ise evden içeri girerken de hayır ve iyilik dilekleri ile, merhaba kelimesini kullanarak yuvamıza adım atar, bütün yorgunluğumuza rağmen sevdiklerimize kavuşmanın huzurunu yaşardık. Bir yaşam biçimine dönüşen bu davranışlar ve alışkanlıkların hepsi bizim geleneğimizle birlikte oluşan çok kıymetli değerlerimizdi.
Akraba ilişkilerimizi geliştirecek ve bağları kuvvetlendirecek olan ziyaretler, misafirlikler, gezmeler ne kadar önemliydi. Bir hasta ziyareti, bir evlilik tebriği, çocuğu olan, torunu olan birisine göz aydınlığına gidilmesi ne kadar güzeldi. Hele belirli gün ve gecelerde yapılan ritüeller, çocuksu dünyamızda ne kadar güzel izler bırakırdı. Bir aidiyet kurulur, hiyerarşik anlamda sorumluluklar yüklenir, paylaşmanın hazzı en üst düzeyde yaşanırdı.
Geçmiş zaman için kurduğum bu cümlelerin bir nostalji olarak algılanmasını ve bu güzelliklerin bir mazi olduğunu söylemek istemiyorum. Saydığımız bu ilişkilerin ne kadar kıymetli olduğunu bir daha vurgulamak istiyorum. Her şeye rağmen günümüzde de bu değerlerin yaşatılıyor olduğunun farkında olan ve bunları yaşamından çıkartmamış bir kişi olarak yazımın başlığında da belirttiğim şekilde değerlerimizin değerinin bilinmesine vurgu yapmak için yazıyorum.
İnanç ekseninden baktığımda ayrıca geleneğin bir parçası olması gerçeğinden hareketle, içinde bulunduğumuz ayın kutsal olmasını yine inanç ve geleneksel kültürel bir renk olarak benimsiyorum. Bu ülkede yaşayan insanların ortak paydası olan bir bayrama ulaşmayı toplumsal barış açısından da çok önemsiyorum.
Bu vesile ile rahmet ayının ve ardından gelen bayramın hepimize iyi gelmesini ümit ediyorum. Saygıyı, sevgiyi, hoşgörüyü, yardımlaşma ve paylaşmayı çoğaltmasını arzu ediyorum. Değerlerimizin bilinmesini, yaşanmasını ve bizi daha iyi insan yapacak olan kuralların, toplumun her kesiminde yaygınlaşmasını istiyorum.
Bizi daha medeni bir toplum olma yolunda en önemli adımın değerlerimiz olduğunu düşünüyorum.
Selam ve saygılarımla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sevtap Haspolat Arşivi

MÜCADELE ETMENİN GURURUNU YAŞAMAK

24 Aralık 2025 Çarşamba 12:06

YAŞADIĞIMIZ ŞEHRİ SAHİPLENMEK

12 Ağustos 2025 Salı 10:45

İNSAN TİPLERİNİ NEDEN BİLMELİYİZ

05 Ağustos 2025 Salı 11:46

DİKKAT VE SORUMLULUK

28 Temmuz 2025 Pazartesi 17:56

MOTİVASYON KAYNAĞIMIZ

22 Temmuz 2025 Salı 10:38